Pages

endirekt serbest vuruş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
endirekt serbest vuruş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2011 Perşembe

Play''off''artık

Avrupa Şampiyonası için 96 yılından itibaren grupta en iyi 2. dışında 2. bitirenler arasında maç yapılarak şampiyonaya gitme kontenjanı sağlanmıştır.

Euro 2000 elemelerinde milli takımımız playoff'a kaldı ve İrlanda ile eşleşti.İlk maç İrlanda'da 1-1 sona erdi.Kendi sahamızda 0-0 berabere kalarak şampiyonaya adımızı yazdırdık.

Euro 2004 elemelerinde ise yine playoffa kaldık.Bu sefer ''çek bir Letonya'' sloganı ile girdiğimiz kurada Letonya rakibimiz oldu.İlk maçı Letonya'da 1-0 kaybettik.Kendi sahamızda ise 2-2 berabere kalarak Euro 2004 e kalamadık.

Türkiye playoffta en çok oynayan takımlar arasında ve rakibimiz Hırvatistan 1 kez playoff oynayıp onda katılmış.Şöyle bir göz atarsak onlar daha playoffta hiç elenmemiş.

Euro 2008 elemelerinde ise katılan ülke sayısından dolayı 2. sırayı alanlar direkt şampiyonaya katılma hakkı kazandığı için playoff müsabakaları oynanmadı.

Buradan çıkarmamız gereken sonuç yumurta kapıya dayanmadan yapmamız gerekenleri erteliyoruz ve son ana bırakıncada vatan millet sakarya sloganı ile hareket ediyoruz.Türkiyede şu oyuncu mu oynayacak yoksa bu teknik direktör mü başımıza geçecek tartışmalarını bir kenara bırakıp biz nereye gidiyoruz? Gelişmekte olan futbolumuzu bu zihniyetten nasıl çıkarmalıyız sorularına yanıt aramalıyız.Ama malesef günü gününe düşünerek bu olmaz...

11 Ekim 2011 Salı

Milli takımın eğitim sorunu



Şu sıralar milli takımımızın kötü oyunu çok konuşuluyor ve Hiddink'in gönderilmesi söyleniyor.Bir araştırma yaptım ve milli oyuncularımızın eğitim durumlarını çıkardım.Durum şöyle:



Volkan Demirel          Lise mezunu
Sinan Bolat                 Lise mezunu
Tolga Zengin              Lise mezunu
Gökhan Gönül           Lise mezunu
Sabri Sarıoğlu            Lise mezunu
Serdar Kesimal         Lise mezunu
Gökhan Zan               Lise mezunu
Servet Çetin              İstanbul üniversitesi BESYO öğrencisi
Egemen Korkmaz     Karadeniz Teknik Üniversitesi BESYO öğrencisi)
Hakan Balta              Lise mezunu
İsmail Köybaşı-        Haliç Üniversitesi BESYO öğrencisi
Çağlar Birinci -         Lise mezunu
Mehmet Ekici           Lise mezunu
Tunay Torun            Lise mezunu
Selçuk İnan               Lise mezunu
Selçuk Şahin             Lise mezunu
Emre Belözoğlu        Lise mezunu
Mehmet Topal         Lise mezunu
Arda Turan              Lise mezunu
Gökhan Töre            Lise mezunu
Burak Yılmaz-          Lise mezunu
Cenk Tosun              Lise mezunu
Kazım Kazım            Lise mezunu
Umut Bulut              Lise mezunu

Buradan çıkardığımız sonuç ise 27 milli futbolcumuzun sadece 3'ü öğretimini tam olarak tamamlamış.Geri kalanı ise spor uğruna destek verilmediği yada futbol ile eğitimin beraber götürülemeyeceği boş inancından yola çıkarak öğretimlerinin yarısında bırakmışlar.Bu olay çok önemlidir.İspanya milli takımının omurgasını oluşturan Barcelona takımının altyapısına verilen isim olan La Mesia'ya eğitimini futbol ile devam edemeyenleri A takıma çıkamıyor.Çünkü derslerinde başarı olmaları da önemli.Yani futbol oynarken,kafalarını doğru kullanmalarını istiyordu bir bakıma.Türkiye de bu iş tam tersine dönüyor.Futbolda eğitimsizlik nedeni ile büyük bir  sıkıntısını çekiyoruz.Altyapıdan çıkan çocuklar eğitimsizliklerinin kurbanı oluyor ve akıllıca düşünemiyor.

8 Ekim 2011 Cumartesi

Gerçek sevinç gösterisi

''Güzel futbolcu golden sonra tribüne koşandır''
başarı taraftarla kutlanır.
1980 Bolu, Türkiye kupası kazanıldıktan sonra..

7 Ekim 2011 Cuma

Isınırken stand up show yapmak

Böyle maça ısınmayı daha önce gördüğünüzü zannetmiyorum:)
Milan ve Bari futbolcularının katkılarıyla:)

La Masia sırrının Türkiye'ye etkisi

Her maçını keyifle izlediğimiz, herkese futbol dersi veren,her sezon başarılar yakalayan, mükemmele yakın oynayan ve hatta bazen mükemmel oynayan, müzesinde sayısız kupalar bulunan, oynadığı oyunla her maçta ağzımızın açık kalmasını sağlayan Barcelona'nın bu başarısının sırrı altyapısı.Altyapının ismini  ''La Masia'' olarak bildiğimiz Barcelona'nın futbolcu fabrikası, 1979'dan beri 500 oyuncu yetiştirdi ve an itibariyle de yetiştirmeye devam ediyor.
Altyapı terminatörü La Masia (Katalanca Çiftlik Evi) 1979'da Johan Cruyff ön ayağıyla kuruldu. J.Cruyff 1973'te futbolcu olarak geldiği Barcelona'dan ayrılırken kulüp başkanından bir altyapı okulu açmasını istedi.Barcelona'ya teknik direktör olarak geri döndüğünde ise La Masia'ya Ajax futbol altyapısını kazandırdı ve total futbol sistemiyle Barcelona'nın günümüzde oynadığı zevk veren futbolun temelini attı ve Barça Cruyff ile onca başarı kazandı. 8 senede takıma 11 kupa kazandıran Cruyff,o dönem Barça tarihindeki en başarılı teknik direktör oldu.La masia nou camp'ın yanındadır ve genç takımlara ev sahipliği yapar.Sadece futbolcuların değil diğer branşlarda Barcelona forması giymesi için yetiştirilen sporcular da burada yer alan restorant, seminer salonu, spor salonları, kütüphaneler ve diğer imkanlardan faydalanmaktadır.Bizde ise stadyumların çok uzağında altyapı maçları yapılıyor.Alttan yetişenlerin abilerini görmesi şart.
La Masia'ya çocuklar 7-8 yaşlarında katıldıktan sonra gerek okul eğitimi gerekse futbol eğitimi dersleri alıyorlar.Cruyff için bir çocuğun karakteri ve kültürü, sportif başarısından önce geliyordu.Karakteri kötü olan bir çocuk, sporda ne kadar yetenekli olursa olsun La Masia'ya alınmıyordu.Ayrıca derslerinde başarı olmaları da önemli.Yani futbol oynarken,kafalarını doğru kullanmalarını istiyordu bir bakıma.Türkiyede bu iş tam tersine dönüyor.Bir çocuk sporcu olacak ise dersleri ona engel olacak diye bıraktırılıyor yada ona destek olunmuyor.Futbolda eğitimsizlik nedeni ile büyük bir  sıkıntısını çekiyoruz.Altyapıdan çıkan çocuklar eğitimsizliklerinin kurbanı oluyor ve akıllıca düşünemiyor.Mesela Batuhan Karadeniz'in Beşiktaş'taki açıklamaları bu açıklamalara çok iyi örnek oluşturuyor.
Saha içerisinde futbolcuların mutlaka empati kurmaları çok önemli.Bundan dolayı altyapı hocalarından antrenmanlarda, futbolcuları alışık olmadıkları mevkilerde denemesini istedi.Mesela mevkisi forvet olan oyuncu kalecilik görevini üstleniyor ve böylece kalecinin yaşadığı zorlukları bire bir yaşıyor.Defanstaki oyuncu ise forvete geçiyor ve forvet olmanın zorluğunu yaşıyor.Futbolcular birbirlerini anlıyor ve saha içerisinde birinin yaptığı bir hatada üzerine gitmiyorlar çünkü onun nasıl bir durumda olduğunu empati yaparak anlayabiliyorlar. Böylece takım içi birliktelik daha da artıyor.
Altyapı takımlarının A takım ile aynı sistemi kullanmasıda çok önemli.Bu yüzden altyapıdan A takıma çıkan bir futbolcu sistem yadırgamadan hemen A takıma uyum sağlayabiliyor.Bizde ise altyapı hocaları o kulüpten birisinin tanıdığı oluyor ve sırf para kazansın diye hiç bilmediği bir işin başına geçirtiliyor.

Barcelona'nın 5-0 kazandığı Real Madrid maçında forma giyen 1o oyuncusu La masia'dandı.
Guardiola,Cruyff,Busquets,Amor,Messi,İniesta,Puyol,Pique,Krkic,Pedro,Valdes,Xavi,Thiago,Giovani Dos Santos,PepeReina,Fabregas ve sayısını daha da artırabileceğimiz kadar oyuncu yetiştiriyorlar ve daha da yetişecek.
Şu anlatılanların yarısı Türkiye de de uygulansa altyapımız olumlu yönde gelişecek.Fakat kolay olanı varken niye kulüpler kendilerini zorlasınlar ki?Neyse kulüp başkanları siz bu yazılanlara zaten kulak asmayacaksınız ve yabancı bataklığınıza geri döneceksiniz.Biz Tük futbolseverler de Barcelona ve onun gibilerini ağzımız açık izlemeye devam edeceğiz!!

5 Ekim 2011 Çarşamba

Melez Türkiye


Şimdiye kadar tartıştığımız bir konu Almanya'daki Türkler.Türkler hazıra konuyor eleştirisi var.Gerçekten öyle mi yapıyoruz?Almanya'daki Türklere bel mi bağlıyoruz?Örneklerle bakalım..
Son Slovakya maçı tam bir deneme tahtası oldu.O maç bizim için ölçü değil.Bu değerlendirmeyi yapabilmek için Hiddink dönemine bakmak gerekir.A milli takıma çağrılan oyuncuları incelersek 6 tane Almanya kökenli oyuncu olduğunu rahatlıkla görüyoruz.
Bunların Hakan Balta,Tunay Torun,Hamit Altıntop,Gökhan Töre,Mehmet Ekici,Ömer Toprak,Nuri Şahin ile bir ara çağrılan Halil Altıntop,Yıldıray Baştürk ve birkaç oyuncu daha ekleyebiliriz.Bunlara bakacak olursak hemen hemen hepsi alt katogorilerde Alman milli takımında oynamış.Peki Türkiye'de yetişmiş oyunculara bakacak olursak bunların başında en önemli yıldız Arda Turan.2. bir örnek gösteremiyoruz.Sanki bir nevi Türk milli takımına Alman oyuncu ithal ediyoruz.Zaten Türkiye hazıra konmaya her alanda iyice alıştı.Biz Kazakistan mıyız yada Litvanya mıyız?Günlük olarak yaşıyoruz ve geleceği kesinlikle düşünmüyoruz.
Bunların birçok sebebi var.Mesut Özil'in Alman milli takımını seçmesi ile büyük bir hayal kırıklığı yaşadık.Peki Mesut Türk milli takımını seçseydi bir düşünün.Almanlar bizim kadar Mesut için ''gözyaşı'' dökecek miydi?Aynı şeyi İspanya için düşünün onlar peşinden koşar mıydı? Tabi ki hayır.Bunun nedeni birazda kendimiziz.Kendimiz futbolcu yetiştirmemekte direniyoruz.Elimizde çok miktarda şifalı su bulunuyor fakat biz ''onu bardaklara dökmeyi'' beceremiyoruz.Bunu yapabilmek çok zor bir durum değil.Biraz  zihniyet meselesi.Çok konuşulan altyapı meselesi.Adam kayırmama meselesi.Akrabanı arayıp dayı bize altyapı hocası olur musun?Hem de iyi geçenirsin dememe meselesi.Türk mantalitesi de diyebiliriz.Başımızda Hollandalı hoca varken bile zihniyetimiz Türk.Hiddink hocam sen geldin de niçin geldin diye sorulmalıydı.
Artık şapkamızı önümüze koyup düşünülmelidir.Biz nereye gidiyoruz?Gittiğimiz yoldan memnun muyuz?Memnunsak niye memnunuz?Türk milli takımını bir ''Mesut'' luk canı mı kaldı?.Türk milli takımı mutlu ''Mesut'' geçinemeyecek mi?Almanya futbolu çökse bizde mi çökmüş sayılacağız?Bunun gibi birçok sorunun cevabını bulmadan lütfen Avrupa Şampiyonasında 2. olabilecek miyiz diye düşünmeyelim.Kazakistan'ı kendi sahamızda şansla yeniyorsak bu işte bir terslik olduğunu birileri anlamalı yada anlatmalı...

4 Ekim 2011 Salı

Futbol sadece futbol değildir

''Yalnızca topu gerçekten hissedebildiğinde, ona istediğin her şeyi yaptırabilirsin''
Kaka 

''Şutunuzla sadece kaleciyi geçmeyi değil, onu yok etmeyi düşünün''
Steven Gerrard

''Şutların ne kadar sertse rakiplerin o kadar zayıftır.''
Emre Belözoğlu

''Benden daha fazla milli olmuş biri varsa eleştirdiği her şey kabulümdür.''
Rüştü Reçber

''Onun topla yaptıklarını ben portakalla yaparım.''
Zlatan İbrahimoviç

''Kupayı kazanmak müthiş bir duygu ama bu kupayı halkımızla birlikte kutlamayı daha çok isterdim, ama ne yazık ki Irak?a dönmekten korkuyoruz. Çünkü bizi orda kimin öldüreceğini bilmiyoruz.''
Younis Mahmoud

3 Ekim 2011 Pazartesi

2 Ekim 2011 Pazar

Basketbolda yeni bir çığır





















Fenerbahçe Ülker ve Anadolu Efes'in yanına hoşgeldin Galatasaray diyoruz. 
Bu sene 3 takımımızın da potansiyelli olduğunu söyleyebiliriz. Anadolu Efes,rüya gibi bir takım kurdu ve kasım sonu aralık başı civarlarında oturması beklenen takım şimdiden hazır gözüktü bile. Avrupa , Anadolu Efes'in kadrosundan çok ama çok çekiniyor. 
Fenerbahçe Ülker belki göz kamaştırıcı transferler yapmasa da hala çekirdek kadrosunu koruyor.Vidmar'ın iyileşmesi yeni bir transfer gibi.Geçen sene yakalanan havanın tadı , damaklarda kalmıştı.J.Gist ve Bogdanovic'in takıma ayak uydurması , geçen seneki seriyi getirebilir. 
Galatasaray ise kendini Euroleague'de göstermenin vermiş olduğu heyecan ile ; Lakovic ve Songalia'nın tecrübesi Ender ve Tutku'nun istekli oynaması eski kadro İle harmalanıp ortaya bir Oktay Mahmudi takımı çıkmaması İçin hiçbir sebep yok. Galatasaray Takım ismi olarak tecrübesiz gözükse de kadrodaki oyuncular bu tezi bozar nitelikte.Eurobasket 2011'in getirmiş olduğu hayal kırıklığını bu sene Euroleague'de atacağımızı umuyorum ve başta Anadolu Efes olmak üzere ülkemizde oynanacak Final four için olası bir başarının ,başarısızlıktan daha yüksek olduğunu düşünüyorum. 
Finalfour da Türk takımı için O sene işte bu sene diyorum... Başarılar...

30 Eylül 2011 Cuma

En iyi taraftarlar

Trabzonspor
Trabzonlu Gençler Taraftarlar Grubu 
Takımlarına ölesiye bağlı olan gruptur ve şehir neredeyse hepsi kendini Trabzonspor teknik direktörü gibi hisseder ve Trabzonspor ile sürekli ilgilenirler.





Sakarya
Tatangalar
90 lı yıllarda bir söylenene göre Eskişehir deplasmanına 70 bin taraftar getirerek deplasmana en fazla taraftar getiren grup olduğu söylenenler arasında.Ateşli bir taraftar grubu ve kendi sahalarında çok etkili olur




Bursaspor
Grup, kendisini Teksas Manifestosu adı verilen belgeyle açıklamıştırSüper Lig 1974-75 sezonunda Bursaspor'un deplasmanda Zonguldakspor'a 2-1 yenildiği maçın ardından basın tarafından bu isim verilmiştir.Beşiktaş düşmanlığı ile de tanınan taraftar grubudur.Büyük bir baskı oluştururlar

27 Eylül 2011 Salı

Tribünler neden dolmuyor?

Son zamanlardaki en büyük sorunlarımızdan bir tanesi tribünlerin dolmaması.Bunun birçok nedeni var ve geçtiğimiz sezon bunu daha fazla tetikledi.Ortaya çıkan olaylar bardağı taşıran son damla oldu.Bunun birçok nedeni var.Bunların başında şike operasyonu,başarı faktörü,hava şartları,maç saatleri ve ulaşım ile maddi problemler geliyor.Mesela TFF'nin ani aldığı playoff sistemi ve şike olaylarından dolayı hafta içinde maç oynatmak zorunda kaldı.Federasyon verdiği bu karar ile taraftarları tribüne daha fazla çekeceğini ve Lig tv'nin satışlarına yardımcı olacağını düşünülürken ters olarak bir tepkiye maruz kaldı.Tribünlere gelen sayısı bir anda yarı yarıya düştü ve Lig tv dekoderleride eskisi gibi satılmamaya başladı.Ayrıca bazı şehir takımlarının taraftarları takımlarına yeterli katkıyı veremiyor.Kayseri gibi şu anda Türkiye'nin en iyi 2 stadından bir tanesi olan yere taraftarlar ilgi göstermez ise bu takım için başka neler yapılabilir ki?
Türkiyedeki en önemli sorunlardan bir tanesi de skor taraftarlığıdır.Eğer takımın iyi gidiyor ise stadı doldur değil ise gitmeye gerek yok mantığı mevcuttur.Türk taraftarları heyecan da istiyor.Şöyle bir örnekte mevcuttur:Denizlispor Süper ligde iken orta sıralara oynadığı sezon stadı dolduramıyordu.Düşmemeye oynadığı sezon ise stadı doldurmada daha az sorun yaşamıştır.Biraz spor mantalitesinin değişmesi gerekiyor.Bu anlayış malesef spor yazarlarımızda bile mevcuttur.Avrupa da B.Dortmund örneği çok iyi incelenmelidir.B.Dormund taraftarları 2. ligde bile 70 bin seyirciye oynamıştır ve 10 sezonu analiz edilirse ortalaması 70 binden aşağıya inmemiştir.Avrupadaki seyirci ortalaması da düşünülürse İngilteredeki 2. lig ve Almanyadaki 2. ligdeki seyirci ortalamasından daha düşük bir sayıya sahibiz.En iyi liglerden biri olduğumuzu iddaa edip böyle bir çelişki yaşamak ta büyük bir ironidir.Ayrıca belediye takımlarıda taraftar yoksunluğu bakımından büyük bir sorundur.Mesela bir İBB-Gençlerbirliği maçında 80 binlik stadyum elle sayılacak kadar dolduydu.Dünya tarihine bile geçti..Avrupa da olmayan bir olaydır.Orada taraftarsız takım neredeyse bulunamaz.

24 Eylül 2011 Cumartesi

Dünyaya damgasını vuran taraftarlar

DÜNYANIN EN İYİ TARAFTAR GRUPLARI

Taraftar olmak kolay değildir... Gerçek bir taraftarsanız, hayatınız, tuttuğunuz takımın performansına bağlıdır, yapacağınız bir programı maç saatine uygun olarak ayarlarsınız. Çoğu zaman sevgilinizden gelen bir öpücüğü, gönlünüzdeki takımın attığı bir gole değişirsiniz. İşinize vermediğiniz emeği, arkadaşlarınızla beraber hazırlayacağınız ve tribünde sergileyeceğiniz kareografi için harcarsınız.
Şimdi öyle bir yolculuğa çıkacağız ki sizlerle, her gördüğünüz fotoğrafta duraklayacaksınız, 'ben de o karenin içinde yer alsaydım keşke' diyeceksiniz.Dünyanın en iyi taraftar grupları' olarak sizlerin beğenisine sunuyoruz... İşte dünyanın en iyi taraftar grupları:
LA DOCE
BOCA JUNIORS (ARJANTİN)

Bir Boca taraftarı, idam edilmeden önce son isteğini şöyle belirtir: Beni River(River Plate) bayrağına sarıp gömün. Bizimkiler karşı taraftan biri öldü diye sevinir bari. La Doce'nin önderliğinde oluşan müthiş atmosferde kendinizi kaybedebilirsiniz.
İşte Boca Juniors tribünlerinin River Plate'le olan rekabetlerinin tribüne yansıması. Yaptıkları şovlar ve tezahüratlarıyla tek kelimeyle müthişler.



KOP
LIVERPOOL (İNGİLTERE)
Liverpool'da yaşayan Liman işçilerinin kurduğu bu grup, 'takımdaşlık', 'taraftar olma' gibi kavramların aklımıza kazınmasının belki de temel direği. 'You'll never walk alone' (Asla yanlız yürümeyeceksin) adlı besteleri dünya üzerinde bir çok taraftar grubunun da manifestosunun ana unsuru olmasının yanı sıra bu tezahüratı her dinleyişimizde tüylerimizi diken diken etmektedir.